Olsun ingilizcesi ne ?

Sadiye

Global Mod
Global Mod
“Olsun” İngilizcesi Ne? Küçük Bir Kelime, Kocaman Bir Anlam Dünyası

Türkçede bazı kelimeler vardır, tek başına söylendiğinde bile karşısındaki insanın bütün ruh hâlini değiştirebilir. “Olsun” da tam olarak böyle bir kelime. Bazen “Boş ver, olsun.” dersiniz, bazen “Ne yapalım, olsun.”, bazen de sevgiliniz uzun uzun özür diledikten sonra sadece “Olsun.” dersiniz. Karşınızdaki kişi ise o tek kelimeyi duyunca “Gerçekten sorun yok mu, yoksa birazdan fırtına mı kopacak?” diye düşünmeye başlayabilir. :)

İngilizcede ise “olsun” için her durumda kullanabileceğimiz tek ve sihirli bir kelime yok. Çünkü İngilizce, cümlenin anlamına ve konuşmanın duygusal tonuna göre farklı ifadeler kullanıyor.

En sık karşılaşabileceğimiz seçenekler arasında “It’s okay”, “That’s okay”, “Never mind”, “No worries”, “Let it be” ve bazı durumlarda “So be it” bulunuyor.

Fakat mesele sadece kelimeyi çevirmek değil. Asıl mesele, Türkçedeki “olsun”un o anda ne anlatmak istediğini yakalamak.

“Olsun” = “It’s Okay” Mı?

Çoğu günlük durumda ilk akla gelen karşılık “It’s okay.” olur.

Örneğin:

- Sorry, I forgot to call you.

- It’s okay.

Türkçesi:

- Özür dilerim, seni aramayı unuttum.

- Olsun.

Burada “olsun”, karşı tarafın hatasını büyütmediğimizi ve meseleyi kapatmaya hazır olduğumuzu anlatıyor.

Ama küçük bir ayrıntı var: Türkçedeki “olsun”un duygusal tonu çok geniştir. “It’s okay” ise bazı durumlarda daha doğrudan bir “Sorun değil” anlamı verir.

Örneğin arkadaşınız size yanlışlıkla kahve döktüğünde:

“It’s okay.”

demek oldukça doğal olur.

Fakat biri size yıllardır beklediğiniz bir fırsatın gerçekleşmediğini söylediğinde:

“It’s okay.”

demek mümkün olsa da Türkçedeki “Olsun, başka zaman olur.” duygusunu tam olarak taşımayabilir.

Bu nedenle bağlama bakmak gerekir.

“Olsun, Boş Ver” Diyorsanız: “Never Mind”

“Olsun” bazen “Boş ver” veya “Önemli değil” anlamına gelir. Böyle durumlarda “Never mind” oldukça kullanışlıdır.

Örneğin:

- I couldn't find the restaurant you mentioned.

- Never mind. We can go somewhere else.

Buradaki anlam:

“Bahsettiğin restoranı bulamadım.”

“Olsun, başka bir yere gideriz.”

şeklinde düşünülebilir.

Fakat “never mind” her zaman sıcak ve duygusal bir “olsun” değildir. Bazen konuşmayı kapatma anlamı da taşıyabilir.

Mesela:

“Never mind. Forget it.”

dediğinizde iş biraz “Boş ver, unut gitsin.” havasına kayar.

Dolayısıyla romantik bir konuşmada “Olsun” diyeceğim diye her yerde “Never mind” kullanmak, duygusal açıdan küçük bir kaza yaratabilir. İngilizce öğrenirken sözlükteki karşılığa değil, cümledeki işleve bakmak gerekiyor.

“Olsun, Sıkıntı Yok” = “No Worries”

Daha rahat, arkadaşça ve gündelik bir ifade arıyorsanız “No worries.” oldukça doğal bir seçenektir.

Örneğin:

- Sorry I'm late.

- No worries.

Türkçesi:

- Geç kaldığım için üzgünüm.

- Olsun, sıkıntı yok.

Özellikle arkadaşlar arasında bu kullanım oldukça rahattır.

Birisi mesajınıza geç cevap verdiğinde:

“No worries!”

yazabilirsiniz.

Burada amaç karşı tarafa “Sorun değil, bunu mesele etmiyorum.” mesajı vermektir.

Erkek veya kadın fark etmeksizin farklı karakterlerin bu ifadeyi kullanması mümkün. Örneğin çözüm odaklı bir mühendis “No worries, we can fix it.” diyebilirken, insan ilişkilerine önem veren bir öğretmen “No worries, I understand.” diyebilir. İkisinde de ortak olan şey cinsiyet değil, iletişim amacı ve kişilik tarzıdır.

“Olsun, Böyle de Olur” Demek İstiyorsanız

Bazen “olsun” kelimesi bir hatayı kabullenmekten çok, alternatif bir durumu kabul etmektir.

Örneğin:

“Planımız iptal oldu ama olsun, evde film izleriz.”

İngilizcede:

“It’s okay, we can watch a movie at home.”

veya:

“That’s okay. We can do something else.”

diyebilirsiniz.

Burada önemli olan, “olsun”un arkasındaki düşüncedir:

“Plan değişti ama hayat bitmedi.”

Bu açıdan İngilizcede “That’s okay” veya “It’s fine” doğal seçenekler olabilir.

Örneğin:

“The weather is terrible, but that’s okay. We can stay home.”

= “Hava berbat ama olsun. Evde kalabiliriz.”

Bu kullanımda “olsun” adeta küçük bir psikolojik amortisör görevi görüyor. Hayat size virajı gösteriyor, siz de direksiyonu kırmadan “Tamam, başka yoldan gideriz.” diyorsunuz.

“Olsun, Ne Yapayım?” Anlamında Kullanılıyorsa

Bir başka kullanım ise kabullenme anlamıdır.

“Otobüsü kaçırdım, olsun.”

Burada:

“Oh well.”

çok doğal olabilir.

“Oh well, I'll take the next bus.”

= “Olsun, bir sonraki otobüse binerim.”

“Oh well” biraz “Yapacak bir şey yok.”, “Neyse artık.” veya “Olsun.” havasındadır.

Bu ifade özellikle küçük hayal kırıklıklarında oldukça işe yarar.

Dondurma almak için dükkâna gittiniz ve en sevdiğiniz çikolatalı dondurma bitmiş:

“Oh well, I'll get vanilla.”

Hayatın büyük dramaları bazen gerçekten de vanilyalı dondurma ile çözülüyor. :)

Daha Güçlü ve Kararlı Bir “Olsun”: “So Be It”

“So be it.” ise çok farklı bir tondadır.

Bu ifade “Öyle olsun.”, “Madem öyle, öyle olsun.” veya “Ne olacaksa olsun.” gibi daha güçlü ve kararlı bir anlam verebilir.

Örneğin:

“If that's your decision, so be it.”

= “Kararın buysa, öyle olsun.”

Ancak günlük arkadaş sohbetlerinde sürekli “so be it” kullanmak biraz fazla teatral kaçabilir. Sanki arkadaşınıza mesaj atmak yerine orta çağ taht salonunda karar açıklıyormuşsunuz gibi bir hava oluşabilir.

“Pizza mı hamburger mi?”

“So be it.”

demek teknik olarak anlaşılır olsa da biraz fazla dramatik olabilir. :)

“Olsun” Bir Teselli İfadesiyse

Türkçede “Olsun” bazen doğrudan teselli verir.

“İstediğim işi alamadım.”

“Olsun, başka fırsatlar çıkar.”

Bu durumda:

“It’s okay. There will be other opportunities.”

veya

“Don’t worry. There will be other opportunities.”

denebilir.

Burada iletişim tarzı önem kazanıyor.

Çözüm odaklı bir kişi:

“It’s okay. Let's see what we can do next.”

diyebilir.

Daha empatik yaklaşan biri:

“I know you're disappointed. It’s okay. Give yourself some time.”

diyebilir.

İlginç olan şu ki bu iki yaklaşımı yalnızca erkek-kadın ayrımı üzerinden açıklamak doğru olmaz. Elbette kültürel ve sosyal alışkanlıklar insanların iletişim biçimlerini etkileyebilir; ancak gerçek hayatta çözüm odaklı kadınlar, son derece empatik erkekler ve her ikisini dengeli biçimde kullanan insanlar vardır.

Asıl önemli olan, konuştuğunuz kişinin o anda çözüm mü, anlayış mı, yoksa sadece yanında birinin olduğunu hissetmeyi mi istediğini fark edebilmektir.

Bir “Olsun” Bazen İlişkiyi Kurtarır, Bazen De Batırır

İşte burada kelimenin gücü ortaya çıkıyor.

Sevgiliniz size:

“I forgot our anniversary.”

dedi.

Siz:

“It’s okay.”

derseniz gerçekten affetmiş olabilirsiniz.

Ama ses tonunuz buz gibi ise karşı taraf bunu:

“Şimdilik konuşmuyorum ama dosyayı arşive kaldırdım.”

şeklinde algılayabilir. :)

İletişimde kelimeler kadar ses tonu, bağlam, beden dili ve önceki konuşmalar da önemlidir.

Bu yüzden İngilizcede “olsun” karşılığını seçerken sadece sözlüğe bakmak yeterli değildir.

Günlük Hayatta Kullanabileceğiniz Küçük Tablo

Olsun, sorun değil.

→ It’s okay.

Olsun, sıkıntı yok.

→ No worries.

Boş ver, olsun.

→ Never mind.

Neyse, olsun.

→ Oh well.

Olsun, başka bir şey yaparız.

→ That’s okay. We can do something else.

Öyle olsun.

→ So be it.

Olsun, dert etme.

→ Don’t worry about it.

Olsun, önemli değil.

→ It’s fine. / It’s okay.

Olsun, en azından denedik.

→ It’s okay, at least we tried.

Peki Hangisini Kullanmalıyız?

Bence burada en güzel yöntem “Olsun” kelimesini zihninizde küçük anlam kutularına ayırmak.

Eğer birini affediyorsanız:

It’s okay.

Eğer arkadaşça “dert değil” diyorsanız:

No worries.

Konuyu kapatıyorsanız:

Never mind.

Küçük bir hayal kırıklığını kabulleniyorsanız:

Oh well.

“Ne olacaksa olsun” gibi daha kesin bir anlam varsa:

So be it.

Bir alternatif üretmek istiyorsanız:

That’s okay. We can do something else.

Bu ayrım İngilizce öğrenenler için oldukça değerlidir. Çünkü dil öğrenmek yalnızca kelimeleri başka kelimelerle değiştirmek değildir. Aynı zamanda insanların niyetlerini ve duygusal tonlarını anlamayı öğrenmektir.

Son Bir Küçük “Olsun” Testi

Şimdi düşünün:

Arkadaşınız doğum gününüze gelemeyeceğini söyledi.

“Sorry, I can't come to your birthday party.”

Siz hangi “olsun”u söylersiniz?

“It’s okay.”

→ Sorun değil.

“No worries.”

→ Sıkıntı yok.

“Oh well.”

→ Neyse, olsun.

“Never mind.”

→ Boş ver.

Aradaki farklar küçük gibi görünse de konuşmanın havasını tamamen değiştirebilir.

İşte İngilizcenin eğlenceli tarafı burada başlıyor. Türkçede tek kelimeyle “olsun” deyip geçebildiğimiz bir yerde İngilizce bize “Bir dakika, tam olarak hangi tür olsun?” diye soruyor.

Belki de dil öğrenmenin en güzel taraflarından biri bu: Bir kelimenin arkasında aslında onlarca küçük duygu olduğunu fark etmek.

Çünkü bazen “olsun” gerçekten “sorun değil” demektir.

Bazen “boş ver”.

Bazen “neyse artık”.

Bazen “başka bir yol buluruz”.

Bazen de sadece “Hayat devam ediyor.”

Ve belki de en doğal İngilizce karşılığı seçmenin sırrı, önce kendimize şu soruyu sormaktır:

“Ben şu anda gerçekten ne demek istiyorum?”

Cevabı bulduğunuz anda doğru İngilizce ifade çoğu zaman kendiliğinden ortaya çıkar.
 
Üst