Pakistan, Türkiye ile Gerçekten Kardeş mi?
Pakistan, Türkiye ile gerçekten kardeş mi? Tarih, dayanışma ve bugünkü ilişkiler üzerinden bir değerlendirme
Pakistan ile Türkiye arasındaki ilişkiyi anlatırken “iki ülke kardeştir” cümlesini çok sık duyuyoruz. Peki bu ifade sadece diplomatik nezaketin, ortak dinin veya halkların birbirine duyduğu sempatinin sonucu mu? Yoksa arkasında savaşlardan doğal afetlere, savunma sanayisinden ticarete kadar uzanan somut bir geçmiş ve bugün hâlâ devam eden karşılıklı dayanışma mı var?
Bence bu soruya yalnızca “evet” veya “hayır” diye cevap vermek, ilişkinin gerçek niteliğini anlamak için yetersiz kalıyor. Çünkü Türkiye-Pakistan ilişkisi aynı anda tarihsel, toplumsal, diplomatik, ekonomik ve stratejik bir ilişki. Üstelik bu alanların her birinde “kardeşlik” kelimesinin farklı bir karşılığı var.
Pakistan Dışişleri Bakanlığı, iki ülke arasındaki diplomatik ilişkilerin 1947 yılında başladığını ve ilişkinin zaman içinde “kardeşlik” ve “iki ülke, tek millet” anlayışıyla geliştiğini belirtiyor. 2025 yılında gerçekleştirilen Pakistan-Türkiye Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi toplantısında da iki ülkenin 77 yıllık diplomatik ilişkisine özellikle vurgu yapıldı. Kaynaklarda kullanılan dil yalnızca “dostluk” değil, açık biçimde “brotherly countries”, yani kardeş ülkeler şeklinde.
Bu kardeşlik nereden geliyor?
Bugünkü Pakistan devleti kurulmadan çok önce, Osmanlı İmparatorluğu ile Güney Asya Müslümanları arasında güçlü bir siyasi ve toplumsal bağ oluşmuştu. Bunun en bilinen örneklerinden biri 20. yüzyılın başındaki Hilafet Hareketi'dir.
Birinci Dünya Savaşı sonrasında Osmanlı Devleti'nin geleceği tartışılırken Britanya Hindistanı'ndaki Müslüman toplumların önemli bir bölümü Osmanlı halifesinin konumunu korumak için siyasi ve toplumsal kampanyalar yürüttü. İstanbul Üniversitesi tarafından yayımlanan 2025 tarihli akademik çalışmada, Hilafet Hareketi'nin Güney Asya'daki Müslümanlarla Anadolu'daki Türkler arasındaki tarihsel ve kültürel bağların oluşmasında önemli bir rol oynadığı anlatılıyor. Çalışmada Maulana Mohammad Ali Jauhar, Maulana Shaukat Ali ve Maulana Zafar Ali Khan gibi isimlerin Türkiye lehine yürüttüğü faaliyetler de ele alınıyor.
Burada önemli bir ayrıntı var: O dönemde henüz Pakistan diye bağımsız bir devlet yoktu. Dolayısıyla “Pakistanlılar Türkiye'ye yardım etti” demek tarihsel açıdan tam doğru olmaz. Daha doğru ifade, bugünkü Pakistan'ın ortaya çıktığı Güney Asya toplumlarının Osmanlı/Türk davasına destek verdiğidir.
Bu ayrıntı küçük gibi görünse de bence çok önemli. Çünkü iki ülke arasındaki kardeşlik anlatısının bir bölümü, modern devletlerden önce başlayan toplumsal hafızaya dayanıyor.
Duygusal bağın gerçek hayattaki karşılığı: Depremler ve afetler
“Kardeş ülke” ifadesinin ne kadar gerçek olduğunu anlamanın en iyi yollarından biri, ülkelerin kriz zamanlarında ne yaptığına bakmak olabilir.
6 Şubat 2023 Kahramanmaraş merkezli depremlerden sonra Pakistan'ın verdiği tepki bu açıdan oldukça somut bir örnek. Pakistan, Türkiye'ye arama-kurtarma ekipleri, tıbbi malzeme, çadır ve diğer insani yardım malzemeleri gönderdi. Pakistan Dışişleri Bakanlığı'nın 16 Şubat 2023 tarihli açıklamasına göre o tarihe kadar Türkiye'ye 12 uçuş ve 21 kara taşımacılığı konvoyu gerçekleştirilmiş, 85 kişilik Urban Search and Rescue ekibi Türkiye'de çalışmaya başlamıştı. Aynı açıklamada, ismini açıklamayan bir Pakistan vatandaşının Türkiye'deki yardım çalışmaları için 30 milyon ABD doları bağışladığı da belirtiliyordu.
Daha sonra yardım sadece hava yoluyla sınırlı kalmadı. Pakistan'ın PNS Nasr adlı donanma gemisi Mart 2023'te Mersin Limanı'na yaklaşık 1.800 kışlık çadır ve 22.000 battaniye taşıdı. Ayrıca Pakistan'dan Malatya'ya giden 21 kamyonluk yardım konvoyunun 275 ton yardım malzemesi taşıdığı Pakistan hükümetince açıklandı.
Fakat dayanışmanın yönü yalnızca Pakistan'dan Türkiye'ye değildi.
2022'de Pakistan büyük sel felaketleri yaşadığında Türkiye de yardım gönderdi. Türkiye'nin Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı, ilk aşamada Pakistan'a 10.000 çadır, 50.000 gıda kolisi ve çeşitli hijyen malzemeleri gönderildiğini açıkladı. Pakistan hükümeti de o dönemde Türkiye tarafından 11 askeri uçak ve iki “İyilik Treni” gönderildiğini bildirdi.
İşte “kardeşlik” kavramının en somut tarafı burada ortaya çıkıyor: İki ülke de birbirinin kriz dönemlerinde yalnızca açıklama yapmakla kalmamış, lojistik ve insani yardım kapasitesini kullanmış.
Kadınların ve erkeklerin bakış açısı neden aynı olmayabilir?
Bu konuyu konuşurken kadınları “duygusal”, erkekleri ise “mantıklı” şeklinde kesin kategorilere ayırmak doğru olmaz. İnsanların tutumlarını cinsiyetten çok yaş, eğitim, meslek, siyasi görüş, aile geçmişi ve kişisel deneyimleri belirleyebilir.
Bununla birlikte forum tartışmalarında iki farklı bakış açısı sıkça görülebiliyor. Bazı erkek katılımcılar Türkiye-Pakistan ilişkisini savunma sanayisi, ticaret, güvenlik ve diplomatik işbirliği gibi ölçülebilir sonuçlar üzerinden değerlendirebiliyor. Kadın katılımcıların bir bölümü ise afet yardımları, ailelerin yaşadığı kayıplar, çocuklar, göç, eğitim ve toplumlar arasındaki insani bağlar gibi sosyal sonuçlara daha fazla dikkat çekebiliyor. Ancak bunun evrensel bir kadın-erkek ayrımı değil, tartışmayı anlamlandırmak için kullanılabilecek iki farklı mercek olduğunu özellikle belirtmek gerekir.
Aslında bu iki yaklaşımı birbirinden ayırmak yerine birlikte düşünmek daha anlamlı.
Örneğin 2023 deprem yardımına yalnızca “kaç uçak gönderildi?” diye bakarsak lojistik kapasiteyi görürüz. “Bu yardım insanların hayatında ne değiştirdi?” diye sorarsak sosyal ve insani boyutu görürüz. Gerçek ilişkiyi anlamak için her iki soruya da ihtiyaç var.
Kardeşlik sadece duygusal değil: Savunma sanayisinde somut ortaklık
Türkiye-Pakistan ilişkilerinin önemli bir boyutu savunma sanayisi.
2018 yılında Pakistan ile Türkiye arasında Pakistan Deniz Kuvvetleri için dört MILGEM sınıfı korvetin inşası konusunda anlaşma imzalandı. Pakistan hükümetinin açıklamasına göre dört gemiden ikisinin İstanbul'da, ikisinin ise Karaçi'deki Pakistan tersanesinde inşa edilmesi planlandı. Daha da önemlisi, anlaşmada teknoloji transferi ve tasarım konusunda fikri mülkiyet haklarının Pakistan'a aktarılması da bulunuyordu.
Bu, sıradan bir silah alımından daha farklı bir model oluşturuyor. Çünkü burada yalnızca hazır ürün satın almak değil, Pakistan'ın kendi gemi inşa kapasitesini geliştirmesi hedeflenmişti.
2021'de ilk gemi PNS Babur İstanbul'da, 2022'de ikinci gemi PNS Badar Karaçi'de denize indirildi. Üçüncü gemi PNS Khyber 2022'de İstanbul'da, dördüncü gemi PNS Tariq ise 2023'te Karaçi'de denize indirildi.
Burada ekonomik ve teknik bir sonuç da ortaya çıkıyor: İşbirliği, iki ülke arasında insan kaynağı, mühendislik, tersanecilik ve savunma teknolojileri alanlarında bilgi aktarımı oluşturuyor.
Pakistan, Türkiye ile gerçekten kardeş mi? Tarih, dayanışma ve bugünkü ilişkiler üzerinden bir değerlendirme
Pakistan ile Türkiye arasındaki ilişkiyi anlatırken “iki ülke kardeştir” cümlesini çok sık duyuyoruz. Peki bu ifade sadece diplomatik nezaketin, ortak dinin veya halkların birbirine duyduğu sempatinin sonucu mu? Yoksa arkasında savaşlardan doğal afetlere, savunma sanayisinden ticarete kadar uzanan somut bir geçmiş ve bugün hâlâ devam eden karşılıklı dayanışma mı var?
Bence bu soruya yalnızca “evet” veya “hayır” diye cevap vermek, ilişkinin gerçek niteliğini anlamak için yetersiz kalıyor. Çünkü Türkiye-Pakistan ilişkisi aynı anda tarihsel, toplumsal, diplomatik, ekonomik ve stratejik bir ilişki. Üstelik bu alanların her birinde “kardeşlik” kelimesinin farklı bir karşılığı var.
Pakistan Dışişleri Bakanlığı, iki ülke arasındaki diplomatik ilişkilerin 1947 yılında başladığını ve ilişkinin zaman içinde “kardeşlik” ve “iki ülke, tek millet” anlayışıyla geliştiğini belirtiyor. 2025 yılında gerçekleştirilen Pakistan-Türkiye Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi toplantısında da iki ülkenin 77 yıllık diplomatik ilişkisine özellikle vurgu yapıldı. Kaynaklarda kullanılan dil yalnızca “dostluk” değil, açık biçimde “brotherly countries”, yani kardeş ülkeler şeklinde.
Bu kardeşlik nereden geliyor?
Bugünkü Pakistan devleti kurulmadan çok önce, Osmanlı İmparatorluğu ile Güney Asya Müslümanları arasında güçlü bir siyasi ve toplumsal bağ oluşmuştu. Bunun en bilinen örneklerinden biri 20. yüzyılın başındaki Hilafet Hareketi'dir.
Birinci Dünya Savaşı sonrasında Osmanlı Devleti'nin geleceği tartışılırken Britanya Hindistanı'ndaki Müslüman toplumların önemli bir bölümü Osmanlı halifesinin konumunu korumak için siyasi ve toplumsal kampanyalar yürüttü. İstanbul Üniversitesi tarafından yayımlanan 2025 tarihli akademik çalışmada, Hilafet Hareketi'nin Güney Asya'daki Müslümanlarla Anadolu'daki Türkler arasındaki tarihsel ve kültürel bağların oluşmasında önemli bir rol oynadığı anlatılıyor. Çalışmada Maulana Mohammad Ali Jauhar, Maulana Shaukat Ali ve Maulana Zafar Ali Khan gibi isimlerin Türkiye lehine yürüttüğü faaliyetler de ele alınıyor.
Burada önemli bir ayrıntı var: O dönemde henüz Pakistan diye bağımsız bir devlet yoktu. Dolayısıyla “Pakistanlılar Türkiye'ye yardım etti” demek tarihsel açıdan tam doğru olmaz. Daha doğru ifade, bugünkü Pakistan'ın ortaya çıktığı Güney Asya toplumlarının Osmanlı/Türk davasına destek verdiğidir.
Bu ayrıntı küçük gibi görünse de bence çok önemli. Çünkü iki ülke arasındaki kardeşlik anlatısının bir bölümü, modern devletlerden önce başlayan toplumsal hafızaya dayanıyor.
Duygusal bağın gerçek hayattaki karşılığı: Depremler ve afetler
“Kardeş ülke” ifadesinin ne kadar gerçek olduğunu anlamanın en iyi yollarından biri, ülkelerin kriz zamanlarında ne yaptığına bakmak olabilir.
6 Şubat 2023 Kahramanmaraş merkezli depremlerden sonra Pakistan'ın verdiği tepki bu açıdan oldukça somut bir örnek. Pakistan, Türkiye'ye arama-kurtarma ekipleri, tıbbi malzeme, çadır ve diğer insani yardım malzemeleri gönderdi. Pakistan Dışişleri Bakanlığı'nın 16 Şubat 2023 tarihli açıklamasına göre o tarihe kadar Türkiye'ye 12 uçuş ve 21 kara taşımacılığı konvoyu gerçekleştirilmiş, 85 kişilik Urban Search and Rescue ekibi Türkiye'de çalışmaya başlamıştı. Aynı açıklamada, ismini açıklamayan bir Pakistan vatandaşının Türkiye'deki yardım çalışmaları için 30 milyon ABD doları bağışladığı da belirtiliyordu.
Daha sonra yardım sadece hava yoluyla sınırlı kalmadı. Pakistan'ın PNS Nasr adlı donanma gemisi Mart 2023'te Mersin Limanı'na yaklaşık 1.800 kışlık çadır ve 22.000 battaniye taşıdı. Ayrıca Pakistan'dan Malatya'ya giden 21 kamyonluk yardım konvoyunun 275 ton yardım malzemesi taşıdığı Pakistan hükümetince açıklandı.
Fakat dayanışmanın yönü yalnızca Pakistan'dan Türkiye'ye değildi.
2022'de Pakistan büyük sel felaketleri yaşadığında Türkiye de yardım gönderdi. Türkiye'nin Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı, ilk aşamada Pakistan'a 10.000 çadır, 50.000 gıda kolisi ve çeşitli hijyen malzemeleri gönderildiğini açıkladı. Pakistan hükümeti de o dönemde Türkiye tarafından 11 askeri uçak ve iki “İyilik Treni” gönderildiğini bildirdi.
İşte “kardeşlik” kavramının en somut tarafı burada ortaya çıkıyor: İki ülke de birbirinin kriz dönemlerinde yalnızca açıklama yapmakla kalmamış, lojistik ve insani yardım kapasitesini kullanmış.
Kadınların ve erkeklerin bakış açısı neden aynı olmayabilir?
Bu konuyu konuşurken kadınları “duygusal”, erkekleri ise “mantıklı” şeklinde kesin kategorilere ayırmak doğru olmaz. İnsanların tutumlarını cinsiyetten çok yaş, eğitim, meslek, siyasi görüş, aile geçmişi ve kişisel deneyimleri belirleyebilir.
Bununla birlikte forum tartışmalarında iki farklı bakış açısı sıkça görülebiliyor. Bazı erkek katılımcılar Türkiye-Pakistan ilişkisini savunma sanayisi, ticaret, güvenlik ve diplomatik işbirliği gibi ölçülebilir sonuçlar üzerinden değerlendirebiliyor. Kadın katılımcıların bir bölümü ise afet yardımları, ailelerin yaşadığı kayıplar, çocuklar, göç, eğitim ve toplumlar arasındaki insani bağlar gibi sosyal sonuçlara daha fazla dikkat çekebiliyor. Ancak bunun evrensel bir kadın-erkek ayrımı değil, tartışmayı anlamlandırmak için kullanılabilecek iki farklı mercek olduğunu özellikle belirtmek gerekir.
Aslında bu iki yaklaşımı birbirinden ayırmak yerine birlikte düşünmek daha anlamlı.
Örneğin 2023 deprem yardımına yalnızca “kaç uçak gönderildi?” diye bakarsak lojistik kapasiteyi görürüz. “Bu yardım insanların hayatında ne değiştirdi?” diye sorarsak sosyal ve insani boyutu görürüz. Gerçek ilişkiyi anlamak için her iki soruya da ihtiyaç var.
Kardeşlik sadece duygusal değil: Savunma sanayisinde somut ortaklık
Türkiye-Pakistan ilişkilerinin önemli bir boyutu savunma sanayisi.
2018 yılında Pakistan ile Türkiye arasında Pakistan Deniz Kuvvetleri için dört MILGEM sınıfı korvetin inşası konusunda anlaşma imzalandı. Pakistan hükümetinin açıklamasına göre dört gemiden ikisinin İstanbul'da, ikisinin ise Karaçi'deki Pakistan tersanesinde inşa edilmesi planlandı. Daha da önemlisi, anlaşmada teknoloji transferi ve tasarım konusunda fikri mülkiyet haklarının Pakistan'a aktarılması da bulunuyordu.
Bu, sıradan bir silah alımından daha farklı bir model oluşturuyor. Çünkü burada yalnızca hazır ürün satın almak değil, Pakistan'ın kendi gemi inşa kapasitesini geliştirmesi hedeflenmişti.
2021'de ilk gemi PNS Babur İstanbul'da, 2022'de ikinci gemi PNS Badar Karaçi'de denize indirildi. Üçüncü gemi PNS Khyber 2022'de İstanbul'da, dördüncü gemi PNS Tariq ise 2023'te Karaçi'de denize indirildi.
Burada ekonomik ve teknik bir sonuç da ortaya çıkıyor: İşbirliği, iki ülke arasında insan kaynağı, mühendislik, tersanecilik ve savunma teknolojileri alanlarında bilgi aktarımı oluşturuyor.